eşler arası sağlıklı iletişim

Ebeveyn Olduktan Sonra Eşler Arası Sağlıklı İletişim Kurma Sanatı

Evladınız dünyaya geldiği o ilk andan itibaren, hayatınızın merkezi o minik mucize oldu. Tüm enerjiniz, sevginiz, zamanınız ona akmaya başladı. Peki bu yoğun ve bir o kadar da harika maratonda, bir zamanlar hayatınızın tek merkezi olan o özel insanla, eşinizle aranızdaki bağa ne oldu? “Anne” ve “baba” rolleri o kadar ön plana çıktı ki, “kadın” ve “erkek” olmayı, iki sevgili olmayı unuttuğunuz anlar oluyor mu? Yorgunluktan birbirinize ayıracak iki tatlı söze bile mecaliniz kalmadığında, en ufak bir anlaşmazlık dev bir kavgaya mı dönüşüyor?

Yalnız değilsiniz. Bu, ebeveynliğin en doğal ve en zorlu sınavlarından biridir. İşte bu yazıda, o sınavdan başarıyla geçmenin, eşler arası sağlıklı iletişim kurarak “biz” olmayı yeniden hatırlamanın yollarını konuşacağız. Çünkü unutmayın, mutlu bir evin temeli, birbirini duyan ve anlayan eşlerin omuzlarında yükselir. Özellikle 0-2 yaş çocuk gelişimi ve onların ilkokula başlangıç dönemlerinde bu konu önemlidir.

eşler arası sağlıklı iletişim

Unutulmamalıdır ki iletişim, çiftler arasında öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir beceridir. Kimse doğuştan mükemmel bir eş veya dinleyici olarak dünyaya gelmez. Ancak eşlerin birbirlerine zaman ayırmaları, duygu ve düşüncelerini yapıcı yollarla ifade etmeleri, iletişim kalitesini önemli ölçüde artırır. Bu da güven ortamını pekiştirir.

Bu yazıda, eşler arasındaki bağı güçlendiren, anlayışı artıran ve çatışmaları azaltan 5 altın iletişim kuralını ele alacağız. Gündelik hayatın yoğun temposu içinde bile uygulanabilecek bu kurallar sayesinde ilişkinize taze bir soluk kazandırabilirsiniz.

Bu 5 altın kuralı sıralayacak olursak:

  • Sadece Cevap Vermek İçin Değil, Anlamak İçin Dinle (Etkin Dinleme)
  • Suçlama, “Ben” Diye Konuş (Ben Dili Kullanımı)
  • Tartışmayı Yönet, Kavgayı Değil (Yapıcı Tartışma)
  • Varsayma, Soru Sor (Merak ve Anlayış)
  • “Biz” Zamanı Yarat (Bağlantıyı Güçlendirme)
eşler arası sağlıklı iletişim yolları

Kural: Sadece Cevap Vermek İçin Değil, Anlamak İçin Dinle

Günlük koşuşturmaca içinde eşimizle konuşmalarımız genellikle “pratik” bir hal alır: “Sütü aldın mı?”, “Çocuğun bezini kim değiştirecek?”, “Yemekte ne var?”. Oysa sağlıklı ilişki‘nin temeli, birbirinin ruhuna dokunan konuşmalardan geçer. Bunun ilk adımı ise etkin dinleme sanatıdır. Etkin dinleme, eşiniz konuşurken bir yandan kafanızda ona vereceğiniz cevabı hazırlamak veya kendi argümanınızı düşünmek değil, tüm dikkatinizi ve kalbinizi ona vererek “gerçekten” ne söylediğini ve ne hissettiğini anlamaya çalışmaktır. Telefonu bir kenara bırakın, televizyonu kapatın ve göz teması kurun. Bu basit hareket bile, “Sana değer veriyorum ve şu an senden daha önemli bir şey yok” demenin en güçlü yoludur.

Eşiniz size bir sorununu veya gün içinde yaşadığı bir sıkıntıyı anlattığında, hemen çözüm sunma veya akıl verme moduna geçmeyin. Erkekler genellikle çözüm odaklıdır ve hemen bir “tamirci” gibi davranmaya meyillidir. Oysa çoğu zaman eşinizin ihtiyacı olan şey bir çözüm değil, sadece anlaşılmaktır. “Anlıyorum, bu senin için gerçekten zor bir gün olmuş” veya “Böyle hissetmen çok doğal” gibi onaylayıcı cümleler, ona en iyi ilacı verir. Onun duygularını anladığınızı ve geçerli bulduğunuzu hissettirmek, aranızdaki en büyük köprüdür.

Eşler arası sağlıklı iletişim için etkin dinleme‘nin bir diğer önemli tekniği de, onun söylediklerini kendi cümlelerinizle ona geri yansıtmaktır. Örneğin, eşiniz “İşte bugün kimse bana yardım etmedi, her şey üstüme kaldı” dediğinde, “Yani kendini çok yalnız ve bunalmış hissettiğini anlıyorum, doğru mu?” diye sormak, hem onu doğru anlayıp anlamadığınızı teyit etmenizi sağlar hem de ona gerçekten dinlendiğini hissettirir. Bu, yanlış anlaşılmaların önüne geçen sihirli bir formüldür.

eşler arası sağlıklı iletişim ipuçları

Beden diliniz, söylediklerinizden çok daha fazlasını anlatır. Eşiniz konuşurken kollarınızı kavuşturmak, başka yerlere bakmak veya sıkıntıyla oflamak, “söylediklerin umurumda değil” mesajı verir. Bunun yerine, ona doğru dönmek, başınızla onaylamak ve ilgili bir yüz ifadesi takınmak, kelimelere dökülmeyen bir “seninleyim” mesajıdır. Unutmayın, eşler arası sağlıklı iletişim‘in büyük bir kısmı sözsüzdür ve bedeniniz, kalbinizin en dürüst tercümanıdır.

Bu dinleme pratiğini bir alışkanlık haline getirin. Her gün sadece 15 dakika, dikkatiniz dağılmadan birbirinizi dinleyeceğiniz bir “dertleşme zamanı” yaratın. Bu kısacık süre bile, günün tüm yorgunluğunu ve stresini alıp götürebilir. Birbirinin sığınağı olabilen çiftler, hayatın en zorlu fırtınalarına karşı bile dimdik ayakta kalabilirler. Dinlemek, bir ilişkiye verilebilecek en değerli hediyedir.

Kural: Suçlama, “Ben” Diye Konuş (Ben Dili Kullanımı)

Tartışmaların alevlenip kavgaya dönüşmesinin en temel nedeni, “sen dili” kullanmaktır. “Sen hep böylesin!”, “Sen beni hiç dinlemiyorsun!”, “Senin yüzünden oldu!” gibi cümleler, karşı tarafı anında savunmaya veya karşı saldırıya geçirir. Çünkü bu cümleler, bir suçlama ve yargılama içerir. Oysa sağlıklı ilişki kurmanın sırrı, suçlamak yerine kendi duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı ifade etmekten geçer. İşte burada devreye, iletişimin altın anahtarı olan “ben dili” girer.

“Ben dili”, karşı tarafın davranışının sizde yarattığı etkiyi ve duyguyu anlatmaktır. Örneğin, eşiniz eve geç geldiğinde “Yine nerede kaldın bu saate kadar?!” demek yerine, “Eve geç geldiğinde ve haber vermediğinde, başına bir şey geldi diye endişeleniyorum ve kendimi kötü hissediyorum” demek, aradaki farkı yaratır. İlk cümle bir saldırıdır, ikincisi ise bir duygu ifadesidir. Saldırıya karşı savunma yapılır, ama bir duyguya karşı genellikle anlayış gösterilir.

Eşler arası sağlıklı iletişim için verdiğimiz bu tekniği hayatınızın her alanına uygulayabilirsiniz. Eşiniz dağınıklığı toplamadığında, “Ne kadar dağınıksın, bıktım arkandan toplamaktan!” yerine, “Ben yorgun olduğumda etrafın dağınık olması beni daha da strese sokuyor, bu konuda bana yardımcı olabilir misin?” demek, bir suçlamayı bir yardım isteğine dönüştürür. Bu şekilde, eşinizi bir düşman olarak değil, sorunu çözmek için bir takım arkadaşı olarak gördüğünüzü belli etmiş olursunuz.

ebeveyn diyaloğu

“Ben dili” kullanmak, aynı zamanda kendi duygularınızın sorumluluğunu aldığınızı da gösterir. “Sen beni sinirlendiriyorsun” demek yerine, “Sen böyle davrandığında ben sinirleniyorum” demek, kendi duygunuzun kontrolünün sizde olduğunu ifade eder. Bu, daha olgun ve yapıcı bir iletişim şeklidir. Kimse kimseyi zorla sinirlendiremez; bizler, olaylar karşısında belirli duygusal tepkiler vermeyi seçeriz. Bu farkındalık, tartışmaların kişisel bir savaşa dönüşmesini engeller.

Elbette, yılların alışkanlığı olan “sen dili”ni bir anda terk edip “ben dili”‘ne geçmek kolay olmayabilir. Bu, pratik gerektiren bir beceridir. Başlangıçta cümleleriniz biraz yapay gelebilir. Ama denemekten vazgeçmeyin. Her denemenizde, eşinizin savunmaya geçmek yerine sizi daha çok anlamaya çalıştığını göreceksiniz. Eşler arası sağlıklı iletişim‘de bu küçük dilbilgisi değişikliği, ilişkinizin atmosferini tamamen değiştirebilecek dev bir adımdır.

Kural: Tartışmayı Yönet, Kavgayı Değil (Yapıcı Tartışma)

Hiçbir ilişkide her zaman aynı fikirde olmak mümkün değildir. Hatta fikir ayrılıkları, bir ilişkinin canlı ve dinamik olduğunun bir işaretidir. Önemli olan, bu ayrılıkları bir yıkıma değil, bir yapıma dönüştürmektir. Yapıcı tartışma, amacı “haklı çıkmak” değil, “ortak bir çözüm bulmak” olan bir iletişim biçimidir. Eğer bir tartışmaya “ben kazanacağım” veya “ona haddini bildireceğim” niyetiyle girerseniz, o tartışmadan her zaman iki kaybeden çıkar. Amaç, sorunu çözmek ve ilişkinizi daha da güçlendirmektir.

Yapıcı tartışma‘nın ilk kuralı, doğru zamanı ve doğru mekanı seçmektir. Çocukların önünde, yorgun argın eve yeni geldiğinizde veya açken önemli bir konuyu tartışmaya açmak, felakete davetiye çıkarmaktır. “Bu konuyu konuşmamız gerekiyor, çocuklar uyuduktan sonra veya yarın sabah kahve içerken sakin bir şekilde konuşalım mı?” demek, konuya verdiğiniz önemi ve yapıcı niyetinizi gösterir. Sakin bir ortam, sakin bir konuşmanın ön koşuludur.

Eşler arası sağlıklı iletişim için lütfen tartışma sırasında, konunun dışına çıkmaktan ve eski defterleri açmaktan kaçının. Eğer sorun, bu haftaki harcamalarsa, üç yıl önceki tatilde yaşanan bir olayı gündeme getirmek, sadece ateşe benzin dökmektir. O anki soruna odaklanın. “Genelleme” yapmaktan da uzak durun. “Sen her zaman böylesin” veya “Sen asla yardım etmezsin” gibi cümleler hem haksızdır hem de karşı tarafı çileden çıkarır. Bunun yerine, “Dün akşam ben mutfağı toplarken senin televizyon izlemen beni üzdü” gibi spesifik bir olay üzerinden konuşun.

etkin ebeveyn diyaloğu

Kural: Varsayma, Soru Sor (Merak ve Anlayış)

Eşler arası sağlıklı iletişim‘deki en sinsi virüslerden biri, “varsayımlarda bulunmak”tır. Yıllardır birlikte olduğumuz için, eşimizin ne düşündüğünü, ne hissettiğini veya bir davranışı neden yaptığını bildiğimizi zannederiz. “Kesin bana kızdığı için böyle somurtuyor,” “Ben söylemeden anlaması lazımdı,” “Bunu beni sinir etmek için yapıyor” gibi varsayımlar, zihnimizde kurduğumuz ve genellikle gerçekle alakası olmayan senaryolardır. Bu varsayımlar, iletişimi daha başlamadan zehirler ve bizi yanlış sonuçlara götürür.

Sağlıklı bir ilişkinin panzehiri ise meraktır. Eşinizin davranışının ardındaki nedeni varsaymak yerine, ona bir çocuk merakıyla soru sorun. Örneğin, eşiniz eve somurtkan bir şekilde geldiğinde, “Yine neye bozuldu acaba?” diye düşünmek yerine, “Yüzün biraz asık görünüyor, yorucu bir gün mü geçirdin? Anlatmak ister misin?” diye sormak, aradaki bütün duvarları yıkabilir. Belki de size değil, trafikteki bir olaya veya işteki bir strese sinirlenmiştir. Soru sormak, ona kendi hikayesini anlatma fırsatı verir.

Benim yerimde olsan ne hissederdin?” sorusu da empati kurmanın en sihirli yollarından biridir. Bir anlaşmazlık anında, durumu bir de onun gözünden görmeye çalışmak için bu soruyu kendinize veya ona sorabilirsiniz. Bu, kendi bakış açınızda kilitlenip kalmanızı engeller ve size bambaşka bir perspektif sunar. Belki de onun tepkisinin, sizin hiç düşünmediğiniz bir geçmiş deneyimden veya bir kaygıdan kaynaklandığını fark edersiniz. Anlayış, varsayımın karanlığını aydınlatan en güçlü ışıktır.

eşler arası sağlıklı iletişim yöntemleri

İhtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi açıkça ifade edin. Eşinizin sizin zihninizi okumasını beklemek, en büyük haksızlıktır. “Doğum günümü hatırlamasını isterdim” diye üzülmek yerine, “Doğum günüm yaklaşıyor, o günü birlikte baş başa kutlasak ne güzel olur” demek, hayal kırıklığını önler. “Bana yardım etmiyor” diye şikayet etmek yerine, “Çamaşırları asarken bana yardım eder misin, çok yoruldum” gibi net bir istekte bulunmak, çok daha etkilidir. Açık ve dürüst iletişim, varsayımlara dayalı bir ilişkiden çok daha sağlıklıdır.

Bu merak ve soru sorma kültürünü ilişkinizin bir parçası haline getirin. Sadece sorun anlarında değil, her zaman birbirinizin dünyasını merak edin. “Bugün seni en çok ne mutlu etti?”, “Şu an en çok neye ihtiyacın var?” gibi basit sorular, aranızdaki bağı canlı tutar. Unutmayın, eşiniz her gün değişen, gelişen bir bireydir. Onu tanıdığınızı varsaymak yerine, her gün yeniden keşfetmeye çalışmak, sağlıklı ilişki‘nin en keyifli macerasıdır.

eşler arası sağlıklı iletişim araçları

Kural: “Biz” Zamanı Yarat (Bağlantıyı Güçlendirme)

Ebeveyn olduktan sonra, tüm zaman ve enerji çocuklara odaklanır. Ev, bir anda çocuk parkı, kreş ve oyun alanına dönüşür. Bu kutsal görev içinde, karı-koca olarak baş başa kalmak lüks gibi görünmeye başlar. Oysa eşler arası sağlıklı iletişim‘i ve ilişkiyi besleyen en önemli vitamin, birlikte geçirilen kaliteli zaman‘dır. Kaliteli zaman, aynı odada, biri telefonda diğeri televizyonda oturmak değildir. Dikkatinizin ve enerjinizin %100 birbirinizde olduğu, çocuklardan, işten, faturalardan arınmış özel anlardır.

Bu zamanı yaratmak için plan yapmak şarttır. “Fırsat bulursak yaparız” derseniz, o fırsat asla gelmez. Haftada bir akşam, çocuklar uyuduktan sonra sadece yarım saat bile olsa, tüm elektronik aletleri kapatıp baş başa sohbet edeceğiniz bir “biz saati” belirleyin. Veya ayda bir kez, güvendiğiniz birine çocukları birkaç saatliğine emanet edip dışarıda bir kahve içmek, kısa bir yürüyüş yapmak bile ilişkinize taze kan pompalar. Bu, bir randevudur ve en az iş toplantılarınız kadar ciddiye alınmalıdır.

Birlikte yeni ve eğlenceli bir şeyler yapmak da bağlantıyı güçlendirir. Bu, pahalı bir tatile gitmek olmak zorunda değil. Birlikte mutfağa girip yeni bir yemek denemek, daha önce gitmediğiniz bir parkta yürüyüş yapmak, bir kutu oyunu oynamak veya sadece eski albümlere bakıp anıları yad etmek bile olabilir. Önemli olan, ortak bir anı ve deneyim paylaşmaktır. Bu ortak anılar, zor zamanlarda sığınacağınız, ilişkinizin temelini sağlamlaştıran çimentodur.

Özetle…

Eşler arası sağlıklı iletişim kurmak, roket bilimi değil. Ama kendiliğinden olan bir şey de değil. Bu, tıpkı bir bahçeye bakmak gibi, ilgi, emek, sabır ve en önemlisi, iyi niyet gerektiren bir sanattır. Birbirinizi anlamak için dinlemek, suçlamak yerine duygularınızı ifade etmek, yapıcı bir şekilde tartışmak, varsaymak yerine sormak ve en önemlisi, tüm rollerinizin arasında “biz” olmaya kaliteli zaman ayırmak… İşte bu 5 altın kural, ebeveynliğin o tatlı ama zorlu yolculuğunda size pusula olacak. Unutmayın, çocuklarınıza bırakacağınız en değerli miras, birbirini seven ve birbirine saygı duyan iki ebeveynin oluşturduğu o huzurlu evdir. Şimdi, o ilk adımı atma ve eşinize “seni dinliyorum” deme zamanı.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir