İçindekiler
- 1 Herkesin Söz Hakkı Olduğu Aile Toplantıları Düzenleyin
- 2 Empati Kurun: Duygu ve Düşüncelere Değer Verin
- 3 Çözüm Odaklı Ol: Sorunlara Değil, Çözümlere Odaklan
- 4 Sorumluluklar Ver: Birlikte Karar Alma!
- 5 Esnek Olun ve Ortak Zemin Bulmaya Çalışın
- 6 Alınan Kararları Birlikte Takip Edin ve Gerekirse Güncelleyin
Aile olmak, birlikte yol almak demektir. Bu yolculukta karşımıza çıkan irili ufaklı kararlar, aile bağlarımızı güçlendirebileceği gibi, zaman zaman çatışmalara da neden olabilir. “O tatil nereye yapılacak?”, “Bu akşam ne yenecek?”, “Hangi kursa gidilecek?” gibi basit görünen sorular bile, doğru yönetilmediğinde aile içinde gerginliklere yol açabilir. Peki, bu süreci nasıl daha demokratik, adil ve herkes için tatmin edici bir hale getirebiliriz? İşte tam da bu noktada, ailede birlikte karar alma becerisi devreye giriyor.
Birlikte karar almanın temelinde, karşılıklı saygı ve iletişim vardır. Her bireyin görüşünün dinlenmesi, farklı bakış açılarına açık olunması ve ortak bir noktada buluşulması, aile içindeki uyumu artırır. Çocukların da sürece dahil edilmesi, onların sorumluluk bilinci kazanmalarına ve kendi fikirlerini ifade etmeyi öğrenmelerine katkı sağlar.
Bu yazımızda, evinizdeki karar süreçlerini birer çekişme alanı olmaktan çıkarıp, tüm aile üyelerinin keyifle katıldığı, öğretici ve birleştirici bir deneyime dönüştürecek 6 pratik tavsiyeyi sizler için derledik. Unutmayın, mutlu bir ailenin sırrı, her bireyin sesinin duyulduğu, sevgi ve saygı dolu bir iletişim ortamından geçer.

İşte Ailede Birlikte Karar Alma Süreçleri için 6 Tavsiye:
- 1- Alınan Kararları Birlikte Takip Edin ve Gerekirse Güncelleyin
- 2- Herkesin Söz Hakkı Olduğu Aile Toplantıları Düzenleyin
- 3- Empati Kurun: Herkesin Duygu ve Düşüncelerine Değer Verin
- 4- Çözüm Odaklı Olun: Sorunlara Değil, Çözümlere Odaklanın
- 5- Yaşa Uygun Sorumluluklar Vererek Kararlara Katılımı Teşvik Edin
- 6- Esnek Olun ve Ortak Zemin Bulmaya Çalışın
Herkesin Söz Hakkı Olduğu Aile Toplantıları Düzenleyin
Düzenli olarak bir araya gelmek, aile içi iletişimin temel taşlarından biridir. Bu buluşmaları “aile toplantısı” olarak adlandırmak, sürece resmiyet ve önem kazandırır. Haftanın belirli bir günü, herkesin uygun olduğu bir saatte, örneğin Pazar kahvaltısından sonra, 15-20 dakikalık kısa toplantılar düzenleyebilirsiniz. Bu toplantılar, sadece sorunların konuşulduğu bir ortam olmamalı, aynı zamanda haftanın nasıl geçtiği, güzel anılar ve gelecek planları gibi pozitif konuların da paylaşıldığı bir zaman dilimi olmalıdır. Bu rutin, çocuklara da kendilerini ailenin önemli bir parçası olarak hissettirir ve fikirlerine değer verildiğini gösterir.
Toplantıların verimli geçmesi için önceden bir gündem belirlemek faydalı olacaktır. Gündemi oluştururken her aile üyesinden konu önerisi alabilirsiniz. Bu, herkesin toplantıyı sahiplenmesini sağlar. Örneğin, “Bu haftaki yemek menüsü”, “Hafta sonu etkinliği” veya “Evdeki sorumlulukların dağılımı” gibi başlıklar belirleyebilirsiniz. Toplantı sırasında bir kişinin moderatörlük yapması, konuşmaların dağılmasını önler ve herkesin eşit söz hakkı almasını garantiler. Bu rolü her hafta farklı bir aile üyesi üstlenebilir.

Aile toplantıları, birlikte karar alma kültürü oluşturmanın yanında çocukların sosyal becerilerinin gelişimi için de harika bir fırsattır. Başkalarını dinlemeyi, kendi fikirlerini saygıyla ifade etmeyi, sıra beklemeyi ve bir grubun parçası olarak ortak bir karara varmayı öğrenirler. Bu toplantılarda alınan kararları not almak ve herkesin görebileceği bir yere (örneğin buzdolabının üzerine) asmak, sürecin şeffaflığını artırır ve alınan kararların uygulanmasını kolaylaştırır. Bu küçük ama etkili yöntem, aile içi organizasyonu güçlendirir.
Ben Dili Yerine Biz Dili Kullanın!
Toplantı atmosferinin pozitif ve yapıcı olması çok önemlidir. Eleştiri ve suçlamalardan kaçınarak, “ben dili” kullanmaya özen gösterilmelidir. Örneğin, “Sen odanı hiç toplamıyorsun” yerine, “Odan dağınık olduğunda ben üzülüyorum ve yoruluyorum” demek, daha yapıcı bir iletişim başlatır. Amaç, birilerini yargılamak değil, ortak bir çözüm bulmaktır. Bu yaklaşım, aile bireylerinin savunmaya geçmesini engeller ve iş birliğine daha açık olmalarını sağlar.
Son olarak, bu toplantıları eğlenceli hale getirmeyi unutmayın. Belki toplantının sonunda birlikte bir oyun oynayabilir veya sevdiğiniz bir tatlıyı yiyebilirsiniz. Bu, toplantıların sıkıcı bir zorunluluk olarak görülmesinin önüne geçer ve tüm aile üyelerinin bir sonraki buluşmayı iple çekmesini sağlar. Aile toplantıları, düzenli yapıldığında, ailenizin hem karar alma mekanizmasını güçlendirir hem de birbirinize olan bağınızı derinleştirir.

Empati Kurun: Duygu ve Düşüncelere Değer Verin
Birlikte karar alma süreçlerinin temelinde, karşılıklı anlayış yatar. Ailedeki her bireyin, yaşı ne olursa olsun, kendine ait bir bakış açısı, duyguları ve düşünceleri vardır. Empati kurmak, kendimizi bir anlığına karşımızdakinin yerine koyarak, olayları onun gözünden görmeye çalışmaktır. Çocuğunuzun neden o pembe ayakkabıyı istediğini ya da eşinizin neden o hafta sonu evde kalmak istediğini anlamaya çalışmak, sağlıklı bir iletişimin kapısını aralar. Onların isteklerini “saçma” veya “mantıksız” olarak etiketlemeden önce, altında yatan ihtiyacı veya duyguyu anlamaya çalışın.
Etkin dinleme, empatinin en önemli aracıdır. Bir aile üyesi konuşurken, onu sadece duymakla kalmayın, gerçekten dinleyin. Telefonunuzu bir kenara bırakın, göz teması kurun ve anlattıklarına odaklanın. “Anladığım kadarıyla sen bu duruma üzülmüşsün,” gibi geri bildirimlerde bulunarak, onu anladığınızı gösterin. Bu, karşınızdakine anlaşıldığını ve değerli olduğunu hissettirir. Özellikle çocuklar, duyguları anlaşıldığında ve isimlendirildiğinde kendilerini daha güvende hissederler.
Farklı görüşlerin bir zenginlik olduğunu kabul etmek, çatışmaları azaltır. Aile içinde her konuda hemfikir olmak zorunda değilsiniz. Önemli olan, farklılıklara rağmen birbirine saygı duymaktır. Bir karar alınırken, “Bu konuda farklı düşünüyoruz ama senin fikrine saygı duyuyorum” demek, sihirli bir etki yaratabilir. Bu tutum, aile bireylerini kendi görüşlerini dayatmaktan çok, ortak bir noktada buluşmaya teşvik eder. Ailede demokrasi, her fikrin özgürce ifade edilebildiği bir ortamda filizlenir.

Çözüm Odaklı Ol: Sorunlara Değil, Çözümlere Odaklan
Ailede birlikte karar alma süreçlerinde en sık yapılan hatalardan biri, geçmişteki sorunlara takılıp kalmaktır. Sürekli olarak “Daha önce de böyle olmuştu”, “Sen hep böyle yaparsın” gibi suçlayıcı ifadeler kullanmak, konuşmayı bir kısır döngüye sokar ve çözümden uzaklaştırır. Bunun yerine, enerjinizi ve dikkatinizi “Şimdi ne yapabiliriz?” sorusuna yöneltin. Çözüm odaklı yaklaşım, geçmişi değiştiremeyeceğimiz gerçeğini kabul edip, geleceğe yönelik yapıcı adımlar atmayı hedefler. Bu yaklaşım, ailedeki herkesi sorunun bir parçası değil, çözümün bir parçası olmaya davet eder.
Beyin fırtınası tekniği, çözüm odaklı olmanın en etkili yollarından biridir. Karşılaşılan bir sorun veya alınması gereken bir kararla ilgili, tüm aile üyelerinin aklına gelen her fikri, ne kadar “çılgınca” olursa olsun, bir yere not alın. Bu aşamada hiçbir fikir eleştirilmez veya yargılanmaz. Amaç, mümkün olduğunca çok sayıda alternatif üretmektir. Bu süreç, özellikle çocukların yaratıcılıklarını ve problem çözme becerilerini geliştirmeleri için eşsiz bir fırsattır. Herkesin katkıda bulunabildiği bu ortam, aidiyet duygusunu pekiştirir.
Üretilen fikirleri değerlendirirken, her seçeneğin olumlu ve olumsuz yönlerini birlikte tartışın. “Eğer bu seçeneği uygularsak, en iyi ne olabilir?”, “Peki, en kötü ne olabilir?” gibi sorular sorarak, kararların potansiyel sonuçlarını öngörmeye çalışın. Bu analiz, daha bilinçli ve ayakları yere basan kararlar almanızı sağlar. Sürece tüm ailenin dahil olması, seçilen çözümün herkes tarafından daha kolay benimsenmesini ve uygulanmasını sağlar.

Sorumluluklar Ver: Birlikte Karar Alma!
Çocukların karar alma süreçlerine dahil edilmesi, onların özgüven ve sorumluluk bilincinin gelişimi için hayati önem taşır. Ancak bu katılım, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmalıdır. Çok küçük bir çocuğa ailenin bütçesiyle ilgili bir karar sorumluluğu yüklemek ne kadar yanlışsa, bir gence kendi odasının rengini seçme hakkı tanımamak da o kadar hatalıdır. Çocukların birlikte karar alma sürecine katılımı, onlara kendi hayatları üzerinde bir miktar kontrol sahibi olduklarını hissettirir ve bu da sağlıklı bir kişilik gelişiminin temelidir.
İşe küçük ve basit seçimler sunarak başlayabilirsiniz. Örneğin, 2-3 yaşındaki bir çocuğa “Kırmızı kazağını mı giymek istersin, yoksa mavi olanı mı?” diye sormak, ona seçme hakkı tanımanın ilk adımıdır. Bu, onun iradesine saygı duyduğunuzu gösterir. Okul öncesi dönemdeki bir çocuğa, hafta sonu parka mı gidileceği yoksa evde resim mi yapılacağı gibi konularda fikirlerini sorabilirsiniz. Bu küçük kararlar, onların ileride daha büyük kararlar alabilme yeteneğinin temelini oluşturur.
Çocuklar büyüdükçe, onları etkileyen kararlarda daha fazla söz hakkı tanınmalıdır. Örneğin, bir ilkokul öğrencisi, okul sonrası hangi kursa gideceğine veya odasının nasıl dekore edileceğine karar verme sürecine aktif olarak katılabilir. Onlara seçenekler sunmak ve her seçeneğin sonuçlarını birlikte tartışmak, onların eleştirel düşünme becerilerini geliştirir. “Bu kursa gidersen, oyun oynamak için daha az zamanın kalacak, ama yeni şeyler öğreneceksin. Ne dersin?” gibi bir yaklaşım, onların sorumluluk almayı öğrenmelerine yardımcı olur.

Ergenlik ve Ailede Birlikte Karar Alma Süreci
Ergenlik dönemi, gençlerin bağımsızlıklarını ilan etmeye başladıkları kritik bir evredir. Bu dönemde, onları ilgilendiren konularda (arkadaş seçimleri, harçlık yönetimi, ders çalışma programı gibi) onlara daha fazla özerklik tanımak önemlidir. Elbette bu, sınırların tamamen ortadan kalkması anlamına gelmez. Aile kurallarını ve beklentilerini net bir şekilde ifade ederken, onlara bu sınırlar içinde kendi kararlarını alma özgürlüğü vermek, aranızdaki güven ilişkisini güçlendirir ve çatışmaları azaltır.
Unutmayın, çocuklara birlikte karar alma hakkı vermek, onların her istediğini yapmak anlamına gelmez. Amaç, onların fikirlerini dinlemek, ciddiye almak ve mümkün olduğunca ortak bir karara varmaktır. Bazen ailenin genel iyiliği için onların istekleri doğrultusunda hareket edilemeyebilir. Bu gibi durumlarda, kararın nedenlerini onlara yaşlarına uygun bir dille, sabırla ve dürüstçe açıklamak çok önemlidir. Bu, onların hem hayal kırıklıklarıyla başa çıkmayı öğrenmelerini sağlar hem de aile içindeki güven duygusunu zedelemez.
Esnek Olun ve Ortak Zemin Bulmaya Çalışın
Aile hayatı, her zaman planlandığı gibi gitmeyebilir. Beklenmedik durumlar, değişen ihtiyaçlar ve farklılaşan fikirler karşısında katı ve değişmez bir tutum sergilemek, genellikle çatışmalara yol açar. Oysa aile içi iletişim esneklik gerektirir. Bazen kendi istediğimizden bir adım geri atıp, ortak bir zeminde buluşmaya çalışmak, aile huzuru için yapılmış en büyük yatırımdır. Kazanmak ya da haklı çıkmak yerine, ailenin bütününün mutluluğunu hedeflemek, sağlıklı bir aile dinamiğinin işaretidir.
Uzlaşma, her iki tarafın da bir miktar fedakarlık yaparak orta noktada buluşmasıdır. Bu, bir zayıflık değil, aksine bir olgunluk göstergesidir. Örneğin, tatil yeri konusunda bir taraf deniz kenarı, diğer taraf yayla istiyorsa, belki de hem denize yakın hem de doğa yürüyüşü imkanları sunan bir rota belirlemek, her iki tarafı da mutlu edecek bir uzlaşma olabilir. “Ya benim dediğim olacak ya da hiç” yaklaşımı yerine, “Nasıl bir çözüm bulabiliriz ki ikimiz de biraz mutlu olalım?” sorusunu sormak, iş birliğinin kapısını aralar.
Esneklik, aynı zamanda planlarda değişiklik yapabilme becerisidir. Cumartesi günü için piknik planı yaptınız ama hava yağmurlu mu? Bu durumu bir krize dönüştürmek yerine, hep birlikte yeni bir plan yapabilirsiniz. “Hadi evde sinema keyfi yapalım ve patlamış mısır bizden olsun!” gibi bir öneri, hayal kırıklığını anında neşeye dönüştürebilir. Bu tür anlar, çocuklara da hayatın beklenmedik durumları karşısında esnek ve çözüm odaklı olmayı öğretir.

Alınan Kararları Birlikte Takip Edin ve Gerekirse Güncelleyin
Bir karara varmak, sürecin sadece yarısıdır. Kararın uygulanması ve sonuçlarının gözden geçirilmesi de en az karar alma aşaması kadar önemlidir. Ailece alınan bir kararın işleyip işlemediğini takip etmek, hem sürece olan bağlılığı artırır hem de gelecekte daha iyi kararlar almak için önemli veriler sunar. Bu, bir ailede demokrasi kültürünün yerleşmesi için kritik bir adımdır. Kararların uygulanması, tüm aile üyelerinin ortak sorumluluğundadır ve bu sorumluluğun paylaşılması, “birlikte başarma” hissini pekiştirir.
Ailede birlikte karar alma sürecini uygulayıp ve sonra bunları da belirli bir süre sonra tekrar gözden geçirmek için bir takvim belirleyebilirsiniz. Örneğin, “Ev işleri dağılımı” konusunda yeni bir düzenleme yaptıysanız, iki hafta sonraki aile toplantısında “Yeni sistem nasıl gidiyor? Herkes memnun mu? Değiştirmemiz gereken bir şey var mı?” gibi sorularla durumu değerlendirebilirsiniz. Bu takip süreci, alınan kararın kâğıt üzerinde kalmasını engeller ve yaşayan, dinamik bir süreç olmasını sağlar.
Eğer alınan bir kararın beklendiği gibi sonuç vermediği görülürse, bunu bir başarısızlık olarak etiketlemekten kaçının. Tam tersine, bu durumu bir öğrenme fırsatı olarak görün. “Bu çözümün işe yaramadığını gördük, demek ki başka bir yol denemeliyiz” yaklaşımı, ailenizin problem çözme kaslarını güçlendirir. Cesurca “Bu kararımız doğru değilmiş, hadi değiştirelim” diyebilmek, aile içinde güvenli ve yargılamayan bir ortam olduğunu gösterir.

Sonuç: Birlikte Karar Almak Önemlidir!
Sonuç olarak, alınan kararları bir son olarak değil, bir başlangıç olarak görmek gerekir. Hayat sürekli değişir, çocuklar büyür, ihtiyaçlar farklılaşır. Dolayısıyla, dün için doğru olan bir karar, bugün geçerliliğini yitirmiş olabilir. Kararlarınızı düzenli olarak gözden geçirme ve gerektiğinde güncelleme esnekliğine sahip olmak, ailenizin değişen koşullara uyum sağlama yeteneğini artırır. Bu dinamik yaklaşım, aile içi karar alma süreçlerinizi her zaman canlı, adil ve etkili tutacaktır.
Gördüğünüz gibi, ailede birlikte karar alma süreçlerini yönetmek, biraz çaba, bolca sabır ve en önemlisi sevgi dolu bir iletişim gerektiriyor. Bu 6 tavsiye, aileniz için bir yol haritası sunarak, karar anlarını birer stres kaynağı olmaktan çıkarıp, tüm bireylerin kendini ifade edebildiği, aidiyet duygusunun güçlendiği ve birlikte büyümenin keyfine varıldığı anlara dönüştürmenize yardımcı olabilir. Unutmayın, her aile biriciktir ve bu tavsiyeleri kendi aile dinamiğinize göre uyarlamak en doğrusu olacaktır.
Önemli olan, birbirinizi dinlemeye, anlamaya ve ortak bir gelecek inşa etmeye her zaman açık olmaktır. Böylece eviniz, sadece bir çatı altında yaşanan bir yer değil, herkesin sesinin yankılandığı, birlikte karar alma kültürü hakim, huzurlu ve mutlu bir yuvaya dönüşür. Bu sürecin çocukların duygusal zekasını desteklediğini de lütfen unutmayın.
#birliktekararalma
#aileiçiiletişim



