çocuklarda oyun temelli yaklaşım

Okul Öncesi Eğitimde Oyun Temelli Yaklaşım: Eğlence Zamanı

Bir ebeveyn olarak okul öncesi eğitim kurumlarını gezerken veya evde çocuğunuzla vakit geçirirken aklınızdan şu soru geçmiş olabilir: “Sürekli oyun oynuyorlar, peki ne zaman ‘gerçekten’ bir şeyler öğrenecekler?” Harfleri tanıması, sayıları sayması veya masada oturup kalem tutması sanki eğitimin tek kanıtıymış gibi hissedebilirsiniz. Bu endişe çok doğal, çünkü biz yetişkinler öğrenmeyi genellikle “ciddi, sessiz ve masa başında yapılan bir iş” olarak kodladık. Ancak çocukların dünyasında işler bizim bildiğimizden çok farklı işliyor. Onların dünyasında en ciddi iş, en büyük laboratuvar ve en etkili okul, oyunun ta kendisidir.

Oyun temelli yaklaşım, çocuğun doğal merakını ve keşfetme arzusunu eğitimin merkezine koyan bir felsefedir. Bu yaklaşımda oyun, ders aralarında verilen bir mola veya “boş zaman değerlendirme” aktivitesi değildir; aksine, öğrenme sürecinin motorudur. Çocuklar legoları üst üste dizerken aslında fizik kurallarını, evcilik oynarken empatiyi, saklambaç oynarken strateji kurmayı öğrenirler. Beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-6 yaş döneminde, nöronlar arasındaki bağlantılar (sinapslar) en güçlü şekilde oyun sırasında kurulur. Yani çocuğunuz halının üzerinde arabalarını yarıştırırken, beyninde temel motorlar çalışıp otobanlar inşa etmektedir.

oyun temelli yaklaşım nedir

Bu yazıda, evladim.com olarak “Oyun çocuğun işidir” sözünün altını dolduracağız. Oyun temelli öğrenmenin neden ezberci eğitimden daha kalıcı olduğunu, bu yaklaşımın çocuğunuza kazandırdığı görünmez becerileri ve hem okul seçiminde hem de evde bu yaklaşımı nasıl uygulayabileceğinizi konuşacağız.

Oyun Temelli Yaklaşım Nedir? (Bir Müfredat Olarak Oyun)

Oyun temelli yaklaşım, eğitimin, çocuğun ilgileri ve oyunları etrafında şekillendiği bir modeldir. Geleneksel eğitimde öğretmen bilgiye sahip olan, çocuk ise pasif bir alıcı konumundadır. Ancak bu yaklaşımda öğretmen bir “kolaylaştırıcı”dır. Öğretmen ortamı hazırlar, materyalleri sunar ve çocuğun oyununu gözlemleyerek o oyunun içine akademik veya sosyal kazanımları gizler. Örneğin, marketçilik oynayan çocuklara kağıt paralar vererek matematiği, ürünlerin isimlerini yazdırarak okuma-yazmaya hazırlığı o oyunun doğal akışı içinde öğretir. Çocuk ders çalıştığını fark etmez bile, çünkü o sırada tek amacı “müşteriye elma satmaktır”.

Bu yaklaşımın temelinde çocuğun “aktif” olması yatar. Çocuklar deneyerek, yanılarak, dokunarak ve hissederek öğrenirler. Bir çocuğa suyun kaldırma kuvvetini tahtaya çizerek anlatmakla, su dolu bir leğene farklı nesneler atıp hangisinin battığını keşfetmesini sağlamak arasında dağlar kadar fark vardır. Oyun temelli yaklaşım, ikinci yolu seçer. Çocuk sürece dahil olduğunda, bilgi ezberlenen bir veri olmaktan çıkar, deneyimlenen bir gerçeğe dönüşür. Bu da öğrenmenin kalıcı olmasını sağlar.

çocuklarda oyun temelli yaklaşım

Ayrıca bu model, her çocuğun biricik olduğunu ve kendi hızında öğrendiğini kabul eder. Kimi çocuk inşaat bloklarıyla saatlerce oynayarak uzamsal zekasını geliştirirken, kimi çocuk kostümler giyip hikayeler anlatarak dil becerilerini parlatır. Oyun, çocuğa hata yapma özgürlüğü tanır. “Yanlış yaptın” uyarısının olmadığı, “Acaba şöyle denersem ne olur?” merakının olduğu bir ortamda, çocuk risk almaktan korkmaz. İşte bu “korkusuz öğrenme”, özgüvenli ve yaratıcı bireylerin temelini atar.

Bilim Ne Diyor? Oyunun Beyin Gelişimine Mucizevi Etkisi

Nörobilim araştırmaları, oyunun beyin için bir “besin” olduğunu kanıtlıyor. Oyun sırasında salgılanan dopamin hormonu, beynin ödül merkezini uyarır ve bu da öğrenme isteğini artırır. Çocuk keyif aldığı bir şeyi yaparken dikkati en üst seviyededir. Zorla masaya oturtulup çalışma kağıdı doldurtulan bir çocuğun beyni “stres” modundayken, oyun oynayan çocuğun beyni “akış” (flow) modundadır. Akış halindeki beyin, bilgiyi sünger gibi çeker ve işler.

Oyun, beynin yürütücü işlevlerini geliştiren en etkili antrenmandır. Planlama yapma, dürtü kontrolü, esnek düşünme ve hafıza gibi beceriler, yetişkinlikteki başarının anahtarıdır. Örneğin, kurallı bir oyun oynarken sırasını bekleyen çocuk dürtü kontrolünü öğrenir. Bir kule yaparken yıkılmaması için strateji geliştiren çocuk problem çözme becerisini çalıştırır. Oyun temelli yaklaşım, çocuğa sadece “ne” düşüneceğini değil, “nasıl” düşüneceğini öğretir.

çocuklarda oyun temelli yaklaşım ne demek

Duygusal zeka gelişimi açısından da oyun vazgeçilmezdir. Çocuklar oyun yoluyla korkularını, kaygılarını ve günlük hayatta baş edemedikleri duyguları dışa vururlar. “Mış gibi” oyunlarda (role-play), bazen bir doktor olup iğne yapar, bazen bir süper kahraman olup dünyayı kurtarır. Bu roller, çocuğun empati yeteneğini geliştirir ve kontrol duygusu kazanmasına yardımcı olur. Stresli veya travmatik olayların etkisini azaltmada oyun terapilerinin kullanılmasının sebebi de budur; oyun, çocuğun kendini iyileştirme mekanizmasıdır.

Oyun Türleri ve Çocuğa Katkıları

Serbest oyun, kuralların, sürenin ve içeriğin tamamen çocuk tarafından belirlendiği oyun türüdür. Yetişkin müdahalesinin olmadığı, çocuğun hayal gücünün direksiyonda olduğu bu anlar, oyun temelli yaklaşımın kalbidir. Bir tencere kapağının direksiyon, bir karton kutunun uzay gemisi olduğu yer burasıdır.

Serbest oyun, çocuğa “kendi kendine yetebilme” becerisi kazandırır. Sıkılmak, serbest oyunun başlangıç noktasıdır ve çocuk sıkıntısını gidermek için yaratıcılığını kullanmak zorunda kalır. Bu süreçte içsel motivasyon gelişir; çocuk bir ödül veya aferin için değil, sadece keşfetmekten keyif aldığı için oynar.

oyun temelli yaklaşım ipuçları

Yapılandırılmış oyun, bir yetişkinin veya belirli kuralların yönlendirdiği oyunlardır. Kutu oyunları, yap-bozlar, spor aktiviteleri veya öğretmenin yönettiği grup oyunları bu kategoriye girer. Bu oyunlar, çocuğa sınırları, kurallara uymayı ve işbirliğini öğretir.

Burada önemli olan dengedir. Sadece yapılandırılmış oyunlarla büyüyen çocuklar, yönerge almadan hareket edemeyen bireylere dönüşebilir. Ancak oyun temelli yaklaşım içinde yapılandırılmış oyunlar, özellikle sosyal beceriler (sıra bekleme, kaybetmeyi hazmetme) ve belirli bilişsel hedefler (renk eşleştirme, sayı sayma) için harika araçlardır.

Sembolik oyun, çocuğun bir nesneyi başka bir şeymiş gibi kullandığı veya bir role büründüğü oyundur. Bir muzu telefon yapıp konuşmak, evcilik oynamak veya doktorculuk oynamak buna örnektir. Bu oyun türü, soyut düşünme becerisinin ilk adımıdır.

Sembolik oyun, dil gelişimini muazzam destekler. Çocuk girdiği rolün kelimelerini kullanır, senaryolar yazar ve diyaloglar kurar. Ayrıca arkadaşlarıyla oynadığı senaryolu oyunlarda pazarlık yapmayı, fikir ayrılıklarını çözmeyi ve ortak bir hedefe (örneğin “bebeği uyutmaya”) odaklanmayı öğrenir.

eğlenerek öğrenme

Evde Oyun Temelli Öğrenme Ortamı Nasıl Yaratılır?

Ebeveyn olarak evde oyun temelli yaklaşım uygulamak için pahalı oyuncaklara veya karmaşık eğitim setlerine ihtiyacınız yok. İhtiyacınız olan en temel şey, “ulaşılabilirlik” ve “fırsat”tır. Oyuncakların çocuğun boy hizasında olduğu, kendi başına alıp oynayabileceği ve sonra toplayabileceği düzenlenmiş bir ortam, çocuğun bağımsızlığını teşvik eder. Ancak burada “oyuncak” tanımını genişletmek gerekir; mutfaktaki plastik kaplar, kurumuş makarnalar, boş kutular ve kumaş parçaları, bazen pilli bir robottan çok daha öğreticidir. Bu “açık uçlu” materyaller, çocuğun hayal gücüyle her şeye dönüşebilir.

Ebeveynin rolü ise “oyun kurucu” değil, “oyun arkadaşı” olmaktır. Çocuğunuzla oynarken liderliği ona bırakın. “Hayır, o araba oradan gitmez, buradan gider” diyerek oyunu düzeltmeye çalışmak, çocuğun hevesini ve yaratıcılığını kırar. Bunun yerine “Aaa, araba uçuyor mu? Nereye gidiyor acaba?” gibi merak uyandıran sorularla oyunu derinleştirebilirsiniz. Bu yaklaşım, çocuğa “Fikirlerim değerli” mesajını verir. Ayrıca, evin günlük rutinlerini de oyuna dönüştürebilirsiniz. Çamaşır asarken renkleri eşleştirmek, yemek yaparken malzemeleri saymak, hayatın içindeki doğal öğrenme fırsatlarıdır.

Teknoloji çağında, ekransız oyun zamanları yaratmak da bu ortamın bir parçasıdır. Ekran pasif bir eğlence sunarken, fiziksel oyun aktif katılım gerektirir. Evde sıkılma hakkı tanımak, çocuğun kendi oyununu kurması için bir davetiyedir. Çocuğunuz “Sıkıldım” dediğinde hemen eline tablet vermek veya bir etkinlik önermek yerine, “Bakalım bu odadaki eşyalarla neler yapabilirsin?” diyerek topu ona atın. Göreceksiniz ki, en yaratıcı oyunlar o sıkıntı anlarından doğacaktır.

eğlenerek öğretim

Okul Seçiminde Kritik Soru: “Ne Kadar Oynuyorlar?”

Bir anaokulu veya kreş seçerken, duvarlardaki süslerden veya İngilizce ders saati sayısından daha önemli bir kriter vardır: “Bu okulda çocuklar günün ne kadarını serbest oyunla geçiriyor?” İyi bir okul öncesi kurumunda, oyun temelli yaklaşım müfredatın temel taşıdır, süsü değil. Okul gezisinde sınıflara bakın; çocuklar sıralarda sessizce oturup öğretmeni mi dinliyor, yoksa küçük gruplar halinde yerde, masada veya oyun köşelerinde aktif bir şeyler mi yapıyorlar?

Eğitimcilerin tutumu da çok önemlidir. Öğretmenler çocukların oyunlarına ne kadar dahil oluyor? Müdahaleci mi, yoksa gözlemci ve destekleyici mi? İyi bir eğitimci, çocuk bloklarla oynarken yanına gidip “Kulen çok yüksek oldu, sence neden yıkılmıyor?” diye sorarak o anı bir fizik dersine dönüştürebilen kişidir. Ayrıca okulun fiziksel imkanları, bahçesi, kum havuzu veya su oyun alanları gibi duyusal oyunlara imkan tanıyan alanlarının olması, oyun temelli eğitimin hakkıyla uygulandığının göstergesidir.

Ebeveynlerin sıkça düştüğü bir yanılgı, “akademik odaklı” (sürekli okuma-yazma çalışması yaptıran) okulların daha iyi olduğudur. Ancak araştırmalar, erken yaşta zorla akademik eğitime maruz kalan çocukların, ilkokulda bıkkınlık yaşama ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Oyun temelli eğitim alan çocuklar ise okula “öğrenmeyi seven”, meraklı ve sosyal becerileri gelişmiş bireyler olarak başlıyor. Uzun vadeli akademik başarının sırrı, erken okumakta değil, öğrenme tutkusunu kaybetmemektedir.

eğlenceli öğrenme

Sıkça Sorulan Sorular ve Yanılgılar

Bu, ebeveynlerin en büyük korkusudur. Ancak oyun temelli yaklaşım, çocuğu ilkokula en iyi hazırlayan yöntemdir. Oyun oynarken gelişen ince motor becerileri (kalem tutmak için), dikkat süresi (ders dinlemek için) ve kurallara uyma becerisi (sınıf düzeni için), ilkokulun temel gereksinimleridir.

Okuma-yazmayı 5 yaşında sökmüş ama yerinde duramayan, arkadaşlarıyla geçinemeyen bir çocuk, ilkokulda; harfleri bilmeyen ama dinlemeyi, sormayı ve denemeyi bilen bir çocuktan daha fazla zorlanabilir. Oyun, akademik binanın inşa edileceği sağlam temeldir.

Her ebeveyn yerlerde yuvarlanmayı veya sesini değiştirip kukla oynatmayı sevmeyebilir. Bu çok normaldir. Çocuğunuzla bağ kurmak için illa “çocuklaşmanız” gerekmez. Sadece onun yanında oturup, ne yaptığını izlemek, ona materyal sağlamak veya yaptığı şeyi anlatmasını istemek bile bir katılımdır.

Ayrıca kutu oyunları, hamur oynama veya birlikte kitap okuma gibi daha sakin aktiviteler de oyunun bir parçasıdır. Önemli olan “kaliteli” ve “kesintisiz” (telefonun olmadığı) bir zaman dilimini paylaşmaktır.

çocuk için oyun temelli yaklaşım

Sonuç: Oyun Temelli Yaklaşımın Çocuklarda Önemi!

Sevgili ebeveynler, çocuğunuzun çocukluğu, hayatının geri kalanına hazırlanmak için geçiştirilecek bir “bekleme odası” değildir. Çocukluk, başlı başına yaşanması gereken kıymetli bir dönemdir ve bu dönemin ana dili oyundur. Oyun temelli yaklaşım, çocuğunuza “Senin ilgilerine, yeteneklerine ve çocukluğuna saygı duyuyorum” demenin en güzel yoludur.

Evinizde veya çocuğunuzun okulunda, her oyunun arkasında gizli bir gelişim basamağı olduğunu unutmayın. Dağınık odalar, boyalı eller ve legolarla dolu halılar, aslında çocuğunuzun zihninde inşa edilen muazzam bir kütüphanenin şantiyesidir. Bırakın oynasınlar, bırakın kirlensinler, bırakın keşfetsinler. Çünkü onlar sadece oynamıyorlar; onlar hayatı, kendilerini ve dünyayı en ciddi, en eğlenceli ve en kalıcı yolla öğreniyorlar.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir