İçindekiler
Anne-baba olan herkesin yaşadığı rutin olaylar vardır. Günün yorgunluğuyla eve gelmişsiniz, bir yandan yemek telaşı, bir yandan evin toparlanması derken, o malum saat gelir çatar: Ödev saati! Ve işte o an, evdeki huzurlu hava bir anda “Hadi oğlum/kızım ödevinin başına!“, “Daha başlamadın mı?”, “Oyun oynamayı bırak artık!” cümleleriyle bir gerilim filmine dönüşebilir. Eğer bu sahne size tanıdık geliyorsa, yalnız değilsiniz. Çocuğa ders çalışma alışkanlığı kazandırmak, sabır, tutarlılık ve en önemlisi doğru strateji gerektiren bir süreçtir. Bu bir güç savaşı değil, bir ekip çalışması olmalıdır.
Birçok aile, çocuklarının ders çalışmamasından veya masa başında uzun süre verimli kalamamasından şikayetçidir. Bu noktada çocuğu eleştirmek veya zorlamak yerine, ders çalışmayı eğlenceli ve anlamlı bir alışkanlık haline getirmek gerekir. Örneğin; yaşına uygun bir program oluşturmak, çalışma ortamını sadeleştirmek ve molaları planlamak gibi basit yöntemler bile çocuğun motivasyonunu büyük ölçüde artırabilir.

Şimdi, evdeki o stresi keyifli bir rutine dönüştürmenin, çocuğunuzun sorumluluk bilinci‘ni geliştirerek kendi kendine ödev yapmak için motive olmasını sağlamanın sırlarını konuşacağız. Daha önce ilkokula başlayan çocuklara destek rehberimizi yayımlamıştık.
Gelin, o “hadi” komutunu hayatınızdan çıkaracak adımları birlikte atalım. Önce 4 adımı kısaca maddeleyelim:
- Sahneyi Hazırlayın: Doğru Çalışma Ortamı Nasıl Olmalı?
- Kuralları Birlikte Koyun: Ders Programı ve Zaman Yönetimi
- “Nasıl” Öğreteceksiniz? Yönlendirin, Onun Yerine Yapmayın
- Aferin Demenin Ötesinde: Doğru Motivasyon ve Takdir
Doğru Çalışma Ortamı Nasıl Olmalı? Sahneyi Hazırlayın!
Her iyi performans, doğru bir sahne hazırlığıyla başlar. Çocuğa ders çalışma alışkanlığı kazandırmanın ilk adımı da, çocuğunuzun odaklanmasını kolaylaştıracak, onu çalışmaya teşvik edecek bir çalışma ortamı yaratmaktır. Bu, illa ki en pahalı mobilyalarla döşenmiş bir oda demek değildir. Önemli olan, ortamın sade, düzenli ve dikkat dağıtıcılardan arındırılmış olmasıdır. Çalışma masasının üzerinde sadece o anki ders için gerekli olan kitap, defter ve kalemler bulunmalıdır. Etraftaki oyuncaklar, tabletler, açık bir televizyon, çocuğunuzun zihnini sürekli çelen birer “siren” gibidir. Bu sirenleri susturarak, onun odaklanma sorunu yaşamasının önüne geçebilirsiniz.
Çalışma köşesinin aydınlatması ve havalandırması da oldukça önemlidir. Yeterince aydınlatılmamış bir ortam gözleri yorar ve uykuyu getirir. Odanın düzenli olarak havalandırılması ise beyne daha fazla oksijen gitmesini sağlayarak zihinsel performansı artırır. Masanın ve sandalyenin çocuğunuzun boyuna uygun olması, ergonomik bir duruş sağlaması da fiziksel konforu için gereklidir. Vücudu rahat olan çocuğun zihni de daha rahat olur. Bu küçük detaylar, çalışma verimini doğrudan etkiler.
Bu alanı “onun alanı” olarak benimsemesini sağlayın. Birlikte masasını düzenleyebilir, kalemliğini seçebilir, duvarına onu motive edecek bir resim veya başarılı bir sınav kağıdını asabilirsiniz. Bu, o köşeye karşı bir aidiyet hissetmesini ve orayı bir “ceza” alanı olarak değil, kendi “üretim” ve “başarı” alanı olarak görmesini sağlar. Çalışma ortamı ne kadar kişiselleştirilmiş ve pozitif bir havaya sahip olursa, çocuğun masanın başına oturma isteği de o kadar artar.

Çalışma Ortamı ve Sessizlik
Evin genel düzeni ve sessizliği de bu süreci destekler. Eğer çocuk ödev yaparken evin diğer üyeleri yüksek sesle televizyon izliyor veya gürültülü oyunlar oynuyorsa, ondan odaklanmasını beklemek haksızlık olur. “Ödev saati” boyunca, evin genel atmosferini daha sakin bir hale getirmek, tüm aile bireylerinin bu sürece saygı duyduğunu gösterir. Siz de o sırada kitap okuyarak veya kendi işlerinizle sessizce ilgilenerek ona rol model olabilirsiniz.
Unutmayın, düzenli ve davetkar bir çalışma ortamı, çocuğunuza kelimeler olmadan “Şimdi çalışma ve odaklanma zamanı” mesajını veren en güçlü araçtır. Dağınık bir masa, dağınık bir zihin demektir. O masayı birlikte toparlayarak, aslında sadece fiziksel bir düzenleme değil, aynı zamanda zihinsel bir hazırlık da yapmış olursunuz.
Ders Programı ve Zaman Yönetimi: Kuralları Birlikte Koyun!
Çocuklar, belirsizlikten ve dayatmalardan hoşlanmazlar. “Ben söylediğimde dersin başına oturacaksın” demek yerine, süreci onunla birlikte planlamak, ders çalışma alışkanlığı‘nın temelini oluşturur. Okuldan geldikten sonra, dinlenip bir şeyler atıştırması için ona zaman tanıyın. Ardından, birlikte oturup o günün veya o haftanın ödevlerini ve çalışılacak konularını listeleyin. Bu planı yaparken onun da fikirlerini alın. “Sence matematikten mi başlasak daha iyi olur, yoksa önce Türkçe ödevini mi bitirelim?” gibi sorular, ona kontrolün kendisinde olduğunu hissettirir.
Haftalık bir ders programı hazırlamak, süreci daha öngörülebilir ve yönetilebilir kılar. Bu programı renkli kalemlerle, çıkartmalarla birlikte hazırlayarak eğlenceli hale getirebilirsiniz. Programda sadece ders saatleri değil, aynı zamanda oyun, dinlenme ve ekran süresi gibi keyifli aktiviteler de mutlaka yer almalıdır. Çocuk, ödevini bitirdiğinde onu sevdiği bir aktivitenin beklediğini bilirse, çalışma motivasyonu artar. Bu program, onun için bir hapishane değil, zamanını nasıl verimli kullanacağını gösteren bir yol haritası olmalıdır.

“Pomodoro Tekniği” gibi zaman yönetimi metotlarını çocuğunuzun yaşına uygun şekilde uygulayabilirsiniz. Bu teknik, dikkatin dağılmasını önlemek için harikadır. Örneğin, “Haydi 20 dakika boyunca dikkatimizi dağıtmadan ödevimizi yapalım, sonra 5 dakika mola verip sevdiğin bir şeyi yapalım” şeklinde bir anlaşma yapabilirsiniz. Bir zamanlayıcı veya kronometre kullanmak, süreyi somutlaştırır ve oyuna dönüştürür. Bu kısa ama verimli çalışma seansları, saatlerce masanın başında zorla oturmaktan çok daha etkilidir. Özellikle odaklanma sorunu yaşayan çocuklar için bu teknik hayat kurtarıcı olabilir.
Gerçekçi ve Yaşa Uygun Planlar
Çocuğunuza ders çalışma alışkanlığı kazandırma aşamasında planı oluştururken gerçekçi olun. 1. sınıf öğrencisi için 20-25 dakikalık bir çalışma süresi yeterliyken, daha büyük çocuklar için bu süre 40-45 dakikaya çıkarılabilir. Çocuğunuzun dikkat süresini ve enerji seviyesini gözlemleyerek en ideal süreyi belirleyin. Başlangıçta daha kısa sürelerle başlayıp, alışkanlık oturdukça süreyi yavaş yavaş artırabilirsiniz. Önemli olan, onu yormadan ve bıktırmadan, süreci yönetebileceği adımlara bölmektir.
Oluşturduğunuz bu plana sadık kalmak ve tutarlı olmak, en az planı yapmak kadar önemlidir. Bugün “neyse yapmasın” dediğiniz bir taviz, yarın daha büyük bir dirence yol açabilir. Elbette esneklik payı olmalı, ancak genel çerçeve her zaman korunmalıdır. Çocuk, kuralların net ve tutarlı olduğunu bildiğinde, sınırlarını anlar ve bu sınırlara uymayı öğrenir. Bu tutarlılık, onun sorumluluk bilinci‘ni geliştiren en temel unsurdur.

“Nasıl” Öğreteceksiniz? Yönlendirin, Onun Yerine Yapmayın
Çocuğunuz ödevinin başına oturdu ve bir soruda takıldı. İşte bu an, ebeveynlerin en sık hata yaptığı anlardan biridir. Zaman kazanmak veya çocuğun sıkıldığını görmek, bizi hemen “ver ben yapayım” veya doğru cevabı doğrudan söyleme eğilimine iter. Bu, kısa vadede işi bitirse de uzun vadede çocuğun öğrenme sürecine ve özgüvenine en büyük zararı verir. Amacımız, ona balık vermek değil, balık tutmayı öğretmektir. Onun yerine ödev yapmak, ona “Sen kendi başına yapamazsın, yetersizsin” mesajı verir.
Çocuğunuz zorlandığında, cevabı vermek yerine ona doğru sorularla yol gösterin. “Bu soruyu çözmek için önce ne yapmamız gerekiyor?“, “Bu konuda derste ne öğrenmiştiniz, hatırlıyor musun?“, “Kitabın şu bölümüne tekrar bir göz atmak ister misin?” gibi yönlendirici sorular, onun kendi çözüm yolunu bulmasını teşvik eder. Kendi çabasıyla bulduğu bir cevap, sizin verdiğiniz hazır bir cevaptan çok daha kalıcı ve değerlidir. Bu, onun problem çözme becerisini geliştirir.
Çocuğa ders çalışma alışkanlığı kazandırırken ödev sürecinde bir “destekçi” rolünde olduğunuzu unutmayın, bir “denetçi” veya “gardiyan” değil. Sürekli başında durup, her hareketini kontrol edip, her hatasını anında düzeltmek, onu strese sokar ve performansını düşürür. Ona güvendiğinizi belli edin. Ödevini bitirmesine izin verin, ardından birlikte kontrol edin. Yanlışları varsa, “Bu yanlış olmuş” demek yerine, “Bu soruya bir daha bakalım mı, sanki burada küçük bir hata var gibi” diyerek daha yapıcı bir yaklaşım sergileyin. Hatayı bir felaket değil, bir öğrenme fırsatı olarak görmesini sağlayın.

Odaklanma Sorunu ve İletişim
Eğer çocuğunuzun belirli bir konuda sürekli zorlandığını ve odaklanma sorunu yaşadığını gözlemliyorsanız, bu durumu öğretmeniyle konuşmaktan çekinmeyin. Belki de konuyu anlama şeklinde bir eksiklik veya farklı bir öğrenme stili vardır. Öğretmenle iletişim ve iş birliği, bu tür sorunları çözmede en etkili yoldur. Evde ve okulda tutarlı bir yaklaşım sergilemek, çocuğun kafasının karışmasını önler ve öğrenmesini kolaylaştırır.
Sonuçta, ders çalışma alışkanlığı kazandırma sürecindeki rolünüz, bir rehberlik rolüdür. Onun potansiyeline inanın, çabasını takdir edin ve kendi kendine öğrenmenin keyfini yaşamasına izin verin. Kendi emeğiyle yaptığı bir ödevin sonunda hissedeceği başarma duygusu, bir sonraki gün masaya daha istekli oturmasını sağlayacak en büyük motivasyon kaynağıdır.
Aferin Demenin Ötesinde: Doğru Motivasyon ve Takdir!
Çocuğumuz bir şeyi başardığında, içgüdüsel olarak “Aferin!”, “Harikasın!”, “Sen bir dahisin!” gibi övgü cümleleri kullanırız. Bu, iyi niyetli bir yaklaşım olsa da, sürekli olarak sonuca ve kişiliğe odaklanan bu tür övgüler, zamanla çocuğun “hata yapma korkusu” geliştirmesine ve sadece sizi memnun etmek için çalışmasına neden olabilir. Ders çalışma alışkanlığı‘nı içselleştirmesi için, motivasyonun dışarıdan değil, içeriden gelmesi gerekir. Bunun yolu da, sonucu değil, “süreci ve çabayı” takdir etmekten geçer.
Ödevini bitirdiğinde, “Aferin, 100 almışsın” demek yerine, “Bu ödev için ne kadar çok çabaladığını, zor bir soruda pes etmeyip uğraştığını gördüm. Bu çabanla gurur duyuyorum” demek, çok daha etkilidir. Bu yaklaşım, çocuğun değerinin notlarıyla veya sonuçlarıyla değil, gösterdiği gayretle ölçüldüğünü anlamasını sağlar. Böylece, bir sınavdan düşük not aldığında kendini “kötü” veya “yetersiz” hissetmek yerine, “Demek ki biraz daha çabalamam gerekiyor” diye düşünmeyi öğrenir.

Motivasyonu artırmak için, ders çalışmayı hayatın kendisiyle ilişkilendirin. Matematik dersinin sadece sınavlardan ibaret olmadığını, markette alışveriş yaparken veya bir tarifi uygularken de ne kadar işe yaradığını ona somut örneklerle gösterin. Tarih dersini, sıkıcı olaylar silsilesi olarak değil, heyecan verici hikayeler veya dedektiflik oyunları gibi sunun. Öğrenmenin, okul duvarları arasında kalan bir zorunluluk değil, hayatı anlamak için keyifli bir keşif olduğunu hissettirin.
Çocuğa Ders Çalışma Alışkanlığı Kazandır: Ödüllendir!
Küçük başarıları kutlamayı ihmal etmeyin. Haftalık ders programı‘ndaki hedeflerine ulaştığında, bunu birlikte kutlayın. Bu, pahalı bir hediye almak zorunda değildir. Birlikte en sevdiği filmi izlemek, parka gitmek veya bir dondurma yemek gibi küçük ama anlamlı ödüller, onun motivasyonunu taze tutar. Bu ödüller, çalışmanın karşılığında verilen bir rüşvet değil, gösterilen çabanın ve kazanılan sorumluluğun bir takdiri olmalıdır.
En önemlisi, ona olan sevginizin ve değerin, onun derslerindeki başarısına koşullu olmadığını her fırsatta hissettirin. “Notların kötü olursa seni sevmem” gibi bir mesaj, (açıkça söylenmese bile) çocuğun üzerinde korkunç bir baskı yaratır. Sizin sevginizin koşulsuz olduğunu bilmek, onun en büyük güvencesidir. Bu güven ortamında, çocuk hata yapmaktan korkmaz, denemekten çekinmez ve öğrenmeyi bir tehdit olarak değil, bir macera olarak görür. İşte bu duygu, dev yapma disiplinin ötesinde, hayat boyu sürecek bir öğrenme sevgisinin temelini atar.

Özetle Ders Çalışma Alışkanlığı…
gördüğünüz gibi, çocuğa ders çalışma alışkanlığı kazandırmak, sabırla ilmek ilmek işlenen bir süreç. Bu, bir gecede olacak bir sihir değil. Doğru bir çalışma ortamı hazırlamak, planı onunla birlikte yapmak, cevabı vermek yerine yol göstermek ve en önemlisi, notlarını değil çabasını takdir etmek, bu sürecin temel taşlarıdır. Evdeki o gergin ödev saatlerini, çocuğunuzun sorumluluk bilinci‘ni kazandığı, kendi kendine öğrenmenin keyfini keşfettiği ve sizinle kaliteli zaman geçirdiği anlara dönüştürmek sizin elinizde. Unutmayın, amacınız sadece ödevlerin yapılmasını sağlamak değil, hayat boyu öğrenmeyi sevecek, merak eden ve kendine güvenen bir birey yetiştirmektir. Ve bu yolda, sizin sevginiz ve rehberliğiniz onun en büyük pusulası olacaktır.
#çocuğadersalışkanlığı
#ödevyapmaalışkanlığı
#çocukeğitimi